Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigara
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, akciğer kanserinin en önemli etkeninin sigara olduğunu belirterek, "Sigara içen kişilerde risk, içmeyenlere göre belirgin şekilde artmaktadır. Sadece aktif içicilik değil, pasif sigara dumanına maruz kalmak da ciddi tehlike oluşturur" dedi.
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, akciğer kanserinin en önemli etkeninin sigara olduğunu belirterek, Sigara içen kişilerde risk, içmeyenlere göre belirgin şekilde artmaktadır. Sadece aktif içicilik değil, pasif sigara dumanına maruz kalmak da ciddi tehlike oluşturur dedi.
Sigaranın akciğer dokusuna doğrudan zarar verdiğini ve duman içerisinde çok sayıda kanserojen madde bulunduğunu ifade eden Metintaş, Akciğer kanseri vakalarının büyük genellikle en önemli risk faktörü sigaradır uyarısında bulundu.
Sigara bırakıldığında risk azalıyor
Sigaranın bırakılmasıyla birlikte vücudun kendini onarmaya başladığını vurgulayan Metintaş, Uzun yıllar sigara kullanılmış olsa bile bırakıldıktan sonra akciğer kanseri riski zamanla azalmaya başlar. Bu nedenle sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir. Erken bırakılan her yıl, sağlık açısından önemli kazanç sağlar diye konuştu.
Sigara dışında da risk oluşturan etkenler var
Akciğer kanserinin yalnızca sigaraya bağlı gelişmediğini, bazı çevresel faktörlerin de hastalık riskini artırdığını söyleyen Metintaş, Sigara en önemli etkendir ancak tek neden değildir. Özellikle asbest, hava kirliliği ve radon gazı gibi çevresel faktörler de akciğer kanseri gelişiminde rol oynayabilir. Sigara ile bu etkenlerin bir araya gelmesi riski daha da artırır ifadelerini kullandı.
Kentsel dönüşüm ve hava kirliliğine dikkat
Şehir yaşamında hava kirliliğinin giderek büyüyen bir sağlık sorunu haline geldiğini belirten Metintaş, Özellikle ince toz parçacıkları akciğerlerin en uç bölgelerine kadar ulaşabilir. Ayrıca gerekli önlemler alınmadan yapılan yıkım ve söküm çalışmaları sırasında ortaya çıkan tozlar da risk oluşturabilir dedi.
Topraktan gelen radon gazı da tehlikeli
Doğal radyasyon kaynağı olan radon gazının bazı bölgelerde yüksek seviyelerde bulunabileceğini belirten Metintaş, özellikle zemin ve bodrum katlarda oturanların dikkatli olması gerektiğini kaydederek Radon gazı renksiz ve kokusuz olduğu için fark edilmez. Ancak uzun süre maruziyet akciğer kanseri riskini artırabilir. Bu nedenle yeni yapılarda zemin ölçümleri yapılması ve gerekirse havalandırma sistemleri kurulması önemlidir dedi.
Bu belirtileri hafife almayın
Risk grubunda bulunan kişilerin bazı şikayetleri önemsemesi gerektiğini vurgulayan Metintaş, Öksürüğün karakter değiştirmesi, öksürükle kan gelmesi, yeni başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, hırıltılı solunum, iştahsızlık, kilo kaybı ve açıklanamayan halsizlik varsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır diye konuştu.
Biyopsiden korkmayın, geç kalmayın
Toplumda biyopsi ile ilgili yanlış inanışların bulunduğunu belirten Metintaş, Akciğerden parça alınırsa kanser yayılır düşüncesi tamamen yanlıştır. Bu yanlış inanış tanının gecikmesine ve hastalığın ilerlemesine neden olabilir. Erken tanı hayat kurtarır dedi.
Tedavide umut veren gelişmeler var
Akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda büyük ilerlemeler yaşandığını ifade eden Metintaş, Kemoterapi, akıllı ilaçlar, immünoterapi, gelişmiş radyoterapi yöntemleri ve robotik cerrahi sayesinde bugün çok daha başarılı sonuçlar alıyoruz. Artık tedavi standart değil, kişiye özel planlanıyor dedi.
Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, akciğer kanserinde başarının anahtarının erken tanı ve farklı branşların birlikte çalıştığı multidisipliner yaklaşım olduğunu sözlerine ekledi.