Kültürel mirası yaşatmak için evinin yanına müze kurdu
Niğde'de 70 yaşındaki emekli Süleyman Erol; Suudi Arabistan'da ziyaret ettiği Hicaz Demiryolu'nun son durağı olan tarihi Osmanlı Tren Garı'nda Türklere ait kültürel eserlerin sergilenmediğini görünce geçmişe sahip çıkmaya karar verdi. Yaklaşık 20 yıldır gittiği her yerden tarihi obje toplayan Erol, evinin yanına kurduğu alanda binlerce eseri sergileyerek müze oluşturdu.
Niğde'de 70 yaşındaki emekli Süleyman Erol; Suudi Arabistan'da ziyaret ettiği Hicaz Demiryolu'nun son durağı olan tarihi Osmanlı Tren Garı'nda Türklere ait kültürel eserlerin sergilenmediğini görünce geçmişe sahip çıkmaya karar verdi. Yaklaşık 20 yıldır gittiği her yerden tarihi obje toplayan Erol, evinin yanına kurduğu alanda binlerce eseri sergileyerek müze oluşturdu.
Ulukışla ilçesine bağlı Kılan köyünde yaşayan emekli demiryolu çalışanı Süleyman Erol'un kültür yolculuğu, yıllar önce Suudi Arabistan'da başladı. Demiryollarından emekli olması nedeniyle Hicaz Demiryolu'nun son durağı olan tarihi Osmanlı Tren Garı'nı büyük bir ilgiyle gezen Erol, müzede farklı ülkelere ait çok sayıda tarihi eşyanın sergilendiğini ancak Osmanlı ve Türklere ait eserlerin yer almamasının kendisini derinden etkilediğini söyledi.
Ömrünü kültürel mirası yaşatmaya adadı
Bu ziyaretin ardından geçmişe ait kültürel mirası korumaya karar veren Erol, yaklaşık 20 yıldır Türkiye'nin farklı şehirlerinden ve gittiği her bölgeden eski tarım aletleri, ev eşyaları, el işçiliği ürünleri ve günlük yaşamda kullanılan yüzlerce tarihi objeyi satın alarak toplamaya başladı. Topladığı eserleri evinin yanında oluşturduğu özel alanda sergileyen Erol'un koleksiyonunda, geçmişte Anadolu insanının günlük yaşamında kullandığı binlerce alet ve eşya bulunuyor. Ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği alan, görenler tarafından küçük bir müze olarak değerlendiriliyor.
Suudi Arabistan'da gördüğü eksiklik hayatını değiştirdi
Yaşadığı süreci anlatan Süleyman Erol, Suudi Arabistan'daki ziyaretin hayatında bir dönüm noktası olduğunu belirterek; Ben Arabistan'a gittim. Osmanlı Tren Garı'nı gezdim. Demiryollarından emekli olduğum için çok ilgimi çekti. Odalarda birçok ülkeye ait tarihi eserler vardı. Üzerlerinde Fransız, İngiliz, Alman, Amerikan, Çin yazıyordu ama bir tane bile Türk ismine rastlayamadım. O an kendi kendime 'Bu kültüre hizmet edeceğim, elimden geldiğince bu mirası yaşatacağım' dedim ifadelerini kullandı. Koleksiyon yapma kararını torunuyla yaşadığı bir olayın da pekiştirdiğini anlatan Erol; Doktor olan torunum eline bir düven aldı ve 'Dede bu tahta ne?' diye sordu. Oysa düven bizim ecdadımızın hayatının önemli bir parçasıydı. Gençler bugün bu eşyaları tanımıyor. İşte o zaman bu kültürü yaşatmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım dedi. Topladığı eserlerin maddi değerinden çok manevi değer taşıdığına dikkat çeken Erol, geçmişte insanların hayatını kolaylaştıran bu eşyaların gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin dört bir yanından ziyaretçi ağırlıyor
Erol, İnsanlar kültürünü yok etmeyi çok kolay başarıyor ama onu korumak çok zor. Ben zor olanı seçtim. Bugüne kadar bulabildiğim ne kadar eski alet ve edevat varsa tamamını satın alarak koruma altına aldım. Maddi değeri az olabilir ama manevi değeri çok büyük. Çünkü bu eşyalar ecdadımıza hayat verdi, emek verdi, üretim sağladı. Gelecek nesiller bunları görünce 'Atalarımız bunları neden kullandı?' diye merak edecek. Bizim görevimiz bu mirası geleceğe taşımaktır diye konuştu. Türkiye'nin birçok ilinden ziyaretçilerin koleksiyonunu görmek için geldiğini belirten Erol, Türkiye'nin farklı şehirlerden gelen insanlar burayı geziyor, hayran kalıyor. Bazı eşyaların ne işe yaradığını artık bilen kalmadı. O yüzden bunları korumak hepimizin görevi. Benim gibi insanların bu kültür emekçiliğini üstlenmesini gönülden istiyorum ifadelerini kullandı.