Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştaylarının Antalya ayağı Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi başlığıyla Mimar Sinan Kongre Merkezi'nde düzenlendi.Çalıştayda konuşan ve insanlığın bugün bir yol ayrımında olduğuna dikkati çeken Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Biz bu dünya organizmasının kanseri miyiz, yoksa faydalı hücreleri mi olacağız? Endüstri devriminden sonra insanoğlu çok hızlı bir şekilde artmaya başladı. Nüfusu kendini katlaya katlaya devam etti. İnsanlık serüveni eğer 300 bin yıl ise son 300 yılda 500 milyonlardan milyara, milyardan 2 milyara derken birkaç yılın içerisinde 8 milyarlık nüfusa ulaştı. Bu 8 milyarlık nüfus kendinden önceki birkaç yüz yıl önceki bir kişinin tükettiği enerji, ekosisteme birey olarak çok daha fazla yük indirmeye başladı. Ve bu dünya artık bunu kaldıramaz hale geldi. Fakat insanoğlu aynı zamanda kanserli hücrede olmayan bir bilince sahip. Eğer biz insansak, bizi bir bilinçle, bir anlayışla donattıysa yaradan, bunu kullanmak durumundayız. Ve yaptığımızı geri dönüştürecek bilince, zihniyete, kararlılığa, iradeye de sahip olduğumuz kanaatindeyim. En azından böyle bir potansiyelimiz var. Nitekim son 20-30 yılda çok yoğun bir şekilde ne yaptık? Bu dünyaya nasıl bir yük bindiriyoruz ve ne tür zararlar veriyoruz, artık insanoğlu konuşmaya başladı. Konuşmanın ötesinde aksiyon almaya başladı" dedi.Bu konuda BM'nin Antalya'da düzenleyeceği COP31'in çok büyük sorumluluk ve büyük bir fırsat olduğunu dile getiren Vali Şahin, "Fırsat niye, biz bir model ortaya koyabiliriz. Öncelikle biz Türkler 11'inci yüzyılda Anadolu'ya geldiğimiz zaman Anadolu neydi? Ve bu aradan geçen bin yılda Anadolu ne noktalardı? Biz şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Biz Türkler Anadolu'yu bulduğumuzdan çok daha iyi durumda muhafaza ettik. Antik kentleri koruduk. Tarihi eserlere dokunmadık. Ormanların miktarını artırdık. Ve Anadolu bin yıl öncesine göre daha iyi bir hal içerisine geldi. En azından şu son 50 yıl öncesine kadar. Ama nüfusumuz hızla arttı. Antalya'da bugün biz yaklaşık 3 milyon nüfusumuz var. Bunun çok üzerinde neredeyse 10 katı kadar yani 30 milyona yakında misafir alıyoruz. Sadece insan yaşamıyor. Burada dünyanın en büyük operasyonlarından biri, turizm operasyonlarından biri yürütülüyor. Türkiye'nin neredeyse gıdasının önemli bir kısmı bu şehirden karşılanıyor. Ticaret ve sanayi yapıyoruz. Ama bunu tüketerek, yok ederek, kazanmayı, başarmayı, sadece ne pahasına olursa olsun daha fazla kazanmak olarak algılarsak sonunda bir kanser hücreden farkımız olmaz. Ama biz başarmayı paylaşarak, sürdürülebilir bir şekilde kazanarak da yapabileceğimizi göstermeliyiz." dedi.Rektör Prof.Dr.Özkan: "Çevre krizinin tam ortasındayız"Akdeniz Havzası'nın küresel ortalamadan yüzde 20 daha hızlı ısındığını hatırlatan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, iklim krizinin artık uzak geleceğin veya sadece bilimsel raporların konusu değil; soluduğumuz hava, içtiğimiz su ve soframızdaki ekmek kadar somut bir gerçek olduğuna dikkat çekti. Antalya ekonomisinin temel direkleri olan turizm ve tarımın doğrudan doğaya dayandığını belirten Rektör Özkan, "Suyumuzu, toprağımızı, denizimizi ve ormanlarımızı koruyamazsak ekonomik geleceğimizi de koruyamayız. Artık çevreyi tüketmeyi bırakmak zorundayız" ifadesini kullandı.Doğanın da tedaviden önce korunmaya ihtiyacı varHekimlik mesleğine atıfta bulunarak koruyucu sağlık hizmetleri ile çevre koruma arasındaki benzerliğe değinen Rektör Özkan, "Bir hekim olarak meslek hayatım boyunca şunu gördüm: En değerli olan, ortaya çıkan bir hastalığı tedavi etmekten önce onun ortaya çıkmasını önlemektir. Doğa için de durum farklı değildir. Kirlenen bir denizi temizlemekten önce onu kirletmemek, tükenen kaynakları geri kazanmaya çalışmadan önce onları bilinçli kullanmak zorundayız. Çünkü doğanın da tedaviden önce korunmaya ihtiyacı vardır." dedi.Sıfır atık hareketi ve kadın duyarlılığıÇevre krizinde bireysel sorumlulukların önemine işaret eden Rektör Özkan, toplumsal dönüşümde kadınların üstlendiği role özel vurgu yaptı. Sayın Emine Erdoğan'ın öncülüğünde 2017'de başlatılan Sıfır Atık hareketi sayesinde Türkiye'de geri kazanım oranının yüzde 13'ten yüzde 37,53'e yükseldiğini ve 90 milyon ton atığın ekonomiye kazandırıldığını belirtti. Bu hareketin Birleşmiş Milletler nezdinde kabul görerek 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesinin küresel bir başarı olduğunu ifade eden Rektör Özkan, öncülüğünden dolayı Sayın Emine Erdoğan'a teşekkür etti.Akdeniz Üniversitesi'nden somut ve stratejik adımlarAkdeniz Üniversitesi'nin çevre konusunda sadece konuşan değil; bilim üreten, uygulayan ve ölçen bir kurum olma vizyonunu paylaşan Rektör Özkan, Yaşayan Laboratuvar Kampüs ile Sıfır Atık Yönetim Sistemi ve Sürdürülebilir Yerleşke Projesi kapsamındaki karbon/su ayak izi, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji çalışmalarıyla kampüsün yaşayan bir laboratuvara dönüştürülmesi hedeflendiğini, Antalya Tarım Teknokenti ile Aksu'da 1.100 dekarlık alanda hayata geçirilen Tarım Teknokenti ile akıllı sulama, kuraklığa dayanıklı tohumlar ve tarımsal atıkların enerjiye dönüştürülmesi gibi stratejik teknolojiler geliştirileceğini, COP31 Hazırlıkları kapsamında 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek olan COP31 Zirvesi doğrultusunda temiz enerji, yeşil sanayi, gıda güvenliği ve iklim dirençli şehirler alanındaki multidisipliner araştırmalara öncelik verileceğini söyledi.COP31 Antalya için tarihi bir fırsatAntalya'nın ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi'nin şehir için tarihi bir imkan sunduğunu kaydeden Rektör Özkan, çalıştayda ele alınan 16 tematik başlığın rapor sayfalarında kalmayıp uygulanabilir fikirlere, ölçülebilir hedeflere ve izlenebilir bir yol haritasına dönüşmesi temennisinde bulundu.Konuşmasını duygusal bir çağrıyla tamamlayan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Babamdan dinlediğim bazı güzellikleri ben göremedim. Ama çocuklarımızın bizden daha büyük kayıp hikâyeleri dinlemesi gerekmiyor. Onlar bizden yalnızca neleri yitirdiğimizi değil; neleri koruduğumuzu ve nasıl birlikte harekete geçtiğimizi dinlesinler." diyerek konuşmasını bitirdi.Çavuşoğlu: "İklim krizi bir küresel güvenlik ve ahlak meselesidir"TBMM NATO PA Türk Grubu Başkanı ve Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, iklim değişikliğinin sınır tanımayan yapısına dikkat çekerek çözümün uluslararası küresel iş birliğinden geçtiğini vurguladı. İsrafın sadece ekonomik değil çevresel ve ahlaki bir boyut taşıdığını söyleyen Çavuşoğlu "İsraf edilen her kaynak, gelecek nesillere devredilen bir risktir. Türkiye olarak insanı, tabiatı ve adaleti merkeze alan bir yaklaşımla mücadele ediyoruz. Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlayan Sıfır Atık Hareketi, yerelden küresele uzanan sürdürülebilir bir yaşam kültürü inşa etmiştir." şeklinde konuştu.Konuşmaların ardından afet yönetiminden su kaynaklarına, tarımdan turizme, yenilenebilir enerjiden dijital veri yönetimine kadar 16 farklı tematik başlık katılımcılar tarafından ele alındı.Çalıştayın açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin ve eşi Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin, NATO Parlamenter Asamblesi Türk Delegasyonu Başkanı ve Dışişleri Eski Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ve Antalya iş dünyasının ve çalıştaya katkıda bulunan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Çevre
23 Temmuz 2026 - 17:10
Güncelleme: 23 Temmuz 2026 - 17:20
COP31 Antalya için tarihi bir fırsat
Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştaylarının Antalya ayağı Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi başlığıyla Mimar Sinan Kongre Merkezi'nde düzenlendi.
Çevre
23 Temmuz 2026 - 17:10
Güncelleme: 23 Temmuz 2026 - 17:20










