Batmaz denilen Titanik nasıl ki okyanusa battıysa, yaptığı transferlerle “yenilmez” dediğimiz Bursasporumuz da bugün Karadeniz’de battı. Görkemli yedi yeni transferiyle adeta gövde gösterisi yapan Bursaspor’un, ligde 10. sıradaki rakibine mağlup olabileceğini kimse tahmin etmiyordu. Futbol işte, bu yüzden hiçbir zaman cazibesini kaybetmiyor. Maalesef sen gayret gösterip mücadele etmezsen, ismin ne olursa olsun seni yenerler.
Bu yenilginin sebeplerine gelecek olursak, ben bir numaraya Tahsin Tam hocadaki formsuzluğu yazarım. Maç boyunca sağ kenarda oldukça sessiz ve tepkisiz bir Tahsin Hoca izledik. Bu durgunluk, taktiksel varyasyonlar ve oyuncu değişikliklerindeki hatalara mal oldu. Hocanın bir an önce kendini ve takımını toparlaması gerekiyor. Yoksa ligin boyu giderek kısalıyor ve telafisi zor haftalara giriyoruz.
İkinci sıraya hem eski hem de yeni futbolcuları koymak gerekir diye düşünüyorum. Tek tek isimlere baktığımızda her biri tecrübe abidesi ve üst düzey yetenekli oyuncular. Ancak bugünkü donuk ve isteksiz oyun açıklanabilir gibi değil. O kadar statik oynadılar ki yardımlaşma çok düşük seviyelerde kaldı.
Üçüncü sırada hakemler var. Kötü oyuna rağmen yakalanan pozisyonlarda verilmeyen penaltı, iptal edilen gol, gösterilmeyen kartlar ve çoğunlukla aleyhimize kullanılan takdir hakları, sonuca kesinlikle olumsuz etki etti. Nitekim başkanımız Enes Çelik de yaptığı açıklamada hakeme haklarını helal etmediğini net bir dille ifade etti.
Dördüncü olarak ise yenilgide influenza, yani grip mikrobunu gösterebilirim. “Ne alaka?” dediğinizi duyar gibiyim. Gözle göremediğimiz bu mikroplar öyle iki ismi hasta etti ki takımın tüm kimyası bozuldu. Muhammed Demir ve İlhan Depe’nin yoklukları inanılmaz derecede hissedildi. Henüz 12. dakikada rövaşata esnasında kolu kırılan Baran Başyiğit ise hepimizi ve tüm Bursa’yı üzdü. Geçmiş olsun Baran Başyiğit. Soyadın gibi yiğit bir karaktere sahip olduğunu biliyoruz ve en kısa sürede daha güçlü şekilde takıma döneceğine inancımız tam.
Bu yenilgi hepimizi üzdü ama ben şahsen en çok, otobüs ve minibüslerle 18 saat yol gidip takımlarını destekleyen taraftarlarımız adına üzüldüm. Tam 10 otobüs ve 4 minibüsle, yaklaşık 600 taraftarımızın bu zorlu deplasman yolculuğunu göze alarak takımını yalnız bırakmaması, bu camianın ne kadar büyük ve fedakar olduğunun en somut göstergesidir. Futbolcu kardeşlerimiz bunu görmüyor mu? Her şeyi bir kenara bıraksak bile, o 600 kişi için oynarım. Hem de onlar o yolları mutlu dönsün diye iki kişilik oynarım. Dünyada eşi benzeri olmayan taraftarlarımızı canı gönülden kutluyorum.
Moral bozmak yok. Başkanımıza ve takımımıza güveniyoruz. Biz şampiyon olacağız.






