Soğuk, yağmur, uzun yol… Bursa’dan Isparta yaklaşık 450 kilometre... Buna rağmen yaklaşık 1500 Bursaspor taraftarı takımını yalnız bırakmamak için deplasman yoluna çıktı. Saatler süren yolculuk, ıslanan atkılar, soğuk tribünler… Tüm bu fedakarlığın tek bir beklentisi vardı: Sahada mücadele eden, kazanmak için savaşan bir takım görmek.
Ama sahaya bakıldığında görülen tablo bunun tam tersiydi.
Bursaspor, Ispartaspor deplasmanından 1-1’lik beraberlikle döndü. Skorun ötesinde asıl düşündüren şey oyundu. Bu sezon takımın başında üçüncü teknik adam görev yapıyor ama sahadaki görüntü hâlâ aynı. Sorun artık teknik adam meselesi değil; çok daha temel bir yerde. Sahada istek yok, mücadele yok, karakter yok.
Bu liglerin gerçeği basittir. Taktik konuşabilirsiniz, sistem tartışabilirsiniz, kadro kalitesini değerlendirebilirsiniz. Ama bir takım koşmuyorsa, mücadele etmiyorsa, ikili mücadeleye girmiyorsa hiçbirinin anlamı kalmaz. Mücadele etmeden kazanamazsınız. Bu kadar net.
Üstelik bu takımda oyuncuların şartları da birçok kulübe göre çok daha iyi. Maaşlar günü gününe ödeniyor, kulüp içinde oyuncuların talepleri karşılıksız bırakılmıyor, yönetim elinden geleni yapıyor. Türkiye’de birçok kulüp ağır maddi sorunlarla boğuşurken, futbolcular aylarca maaş alamazken, sahaya çıkıp yine de mücadele eden sayısız oyuncu varken, Bursaspor’da bu imkanlara sahip olup sahada bu kadar isteksiz bir görüntü vermenin hiçbir açıklaması olamaz.
Futbolcu olmak sadece yetenekle değil, sorumlulukla da ilgilidir. Aldığınız ücretin, gördüğünüz desteğin bir karşılığı vardır. Bu karşılık her zaman galibiyet olmayabilir, ama mücadele olmak zorundadır. Taraftarın görmek istediği de tam olarak budur.
Bugün tribünde yaklaşık 1500 Bursaspor taraftarı vardı. Soğukta, yağmurda, yüzlerce kilometre yol gelip takımını yalnız bırakmayan insanlar. Onların görmek istediği tek şey, sahada mücadele eden bir takımdı. Bu karşılığı vermek zorundaydınız.
Bir de sıkça söylenen bir cümle var: “Rakipler bize ekstra motive oluyor.” Elbette olacaklar. Çünkü burası Bursaspor. Bu arma hâlâ büyük bir vitrin. Nitekim maçın Sıfır TV YouTube kanalında anlık 25 binden fazla kişi tarafından izlenmesi bile bunun kanıtı. Rakip oyuncular için bundan daha iyi bir sahne olabilir mi? Kimsenin maçı bize bırakmasını bekleyemeyiz. Tam tersine, herkes bize karşı en iyi oyununu oynayacak. Buna hazır olmak zorundayız.
Bugüne kadar sert eleştirilerden kaçınıldı. Belki toparlanma olur diye beklendi, belki oyuncular üzerindeki baskı artmasın istendi. Ama artık bazı şeyleri açıkça söylemek gerekiyor. Bugün sahada oynanan futbol kabul edilebilir değildi.
Maçın son anlarında tribünden yükselen “Oynayın!” haykırışı aslında her şeyi anlatıyordu. Bu bir öfke değil, bir isyandı. Çünkü taraftar ruh görmek istiyor. Mücadele görmek istiyor. Sahada formasını taşıyan oyuncuların, o armaya yakışır şekilde oynamasını istiyor.
Önümüzde telafisi olmayan maçlar var. Bundan sonra her rakip daha fazla koşacak, daha sert oynayacak, daha çok isteyecek. Eğer Bursaspor buna aynı karşılığı veremezse, sorun sadece puan kaybı olmaz. Daha büyük bir kopuş yaşanır.
Herkes acilen kendine gelmeli. Bu kulüp çok zor günlerden geçti, hâlâ geçiyor. Enes Çelik ve yönetiminin ortaya koyduğu emek, her şartta takımının yanında olan Bursaspor taraftarının fedakarlığı boşa gitmemeli. Artık söz değil, sahada mücadele görmek istiyoruz!






